top of page

Mutluluk, Kendini Bulduğun Yerde Başlar

Bazen uzun zamandır üzerinde düşündüğümüz bir konuya hep aynı yerden bakarız. Kendi düşüncelerimizin içinde kaldığımızda, farklı bir ihtimali ya da bakış açısını görmek zorlaşabilir.

Oysa aynı konu, birlikte düşünüldüğünde ve güvenli bir grup ortamında ele alındığında bambaşka yönleriyle görünür hâle gelebilir.

Atölyeler; hayatın farklı alanlarında yaşadığımız konulara biraz daha yakından bakmak, kendimizi daha iyi anlamak ve fark etmediğimiz düşünce, inanç ve davranış kalıplarını görebilmek için oluşturulan grup çalışmalarıdır.

Burada amaç yalnızca konuşmak ya da bilgi aktarmak değildir.

Belirlenen konu üzerinden sorular, paylaşımlar ve farklı çalışmalarla kişinin kendi hayatına dönüp bakabileceği bir alan oluşturulur.

Çünkü aynı başlık altında buluşsak bile hepimizin hikâyesi farklıdır.

Birimiz için “başarı” kendini kanıtlama ihtiyacını ifade ederken, bir başkası için başarısız olma korkusuyla ilişkili olabilir. Bir ilişkide yaşadığımız sorun yalnızca karşımızdaki insanla ilgili görünürken, kendi beklentilerimizi, sınırlarımızı ya da geçmişten taşıdığımız bazı düşünceleri de içinde barındırabilir.

Atölyelerde bu farklılıkları görmeye ve kendimize şu soruyu sormaya alan açarız:

“Bu konu benim hayatımda nasıl karşılık buluyor?”

Hangi Konularda Atölyeler Düzenlenebilir?

Atölyelerin konuları hayatın farklı alanlarına göre şekillenebilir.

İş, kariyer, eğitim, başarı ve para; kadın–erkek ilişkileri, evlilik ve eşler arasındaki iletişim; aile ilişkileri, anne–baba ve çocuk ilişkisi; sınırlar, özdeğer, arkadaşlıklar ve sosyal hayat gibi pek çok konu üzerinde çalışılabilir.

Bazen de hayatımızda tekrar tekrar karşımıza çıkan bir durum atölyenin konusu olabilir:

Neden aynı tür ilişkilerin içinde kalıyorum?
Neden hayır demekte zorlanıyorum?
Neden başarılı olduğum hâlde kendimi yeterli hissetmiyorum?
Çocuğumun yaşadığı bir durum beni neden bu kadar etkiliyor?
Para, başarı ya da ilişkiler konusunda hangi düşünceler beni sınırlandırıyor?

Bu soruların herkeste aynı cevabı yoktur.

Atölyenin amacı da hazır cevaplar vermek değil; kişinin kendi cevabına yaklaşabileceği soruları fark etmesine yardımcı olmaktır.

Birlikte Çalışmanın Gücü

Grup çalışmalarının en güzel taraflarından biri, yalnızca kendi sorularımızdan değil, başkalarının sorularından ve farkındalıklarından da beslenebilmemizdir.

Bazen bir başkasının söylediği bir cümlede kendimizi buluruz.

Bazen onun sorduğu bir soru, bizim hiç bakmadığımız bir yere ışık tutar.

Bazen de yalnızca “Bunu yaşayan tek kişi ben değilmişim.” diyebilmek bile yaşadığımız konuya başka bir yerden bakmamızı sağlar.

Bununla birlikte her katılımcının sınırlarına ve paylaşmak istediği alana saygı duyulur. Atölye, kişinin kendisini anlatmak zorunda olduğu bir ortam değil; kendi sürecine istediği ölçüde katılabileceği bir çalışma alanıdır.

Nasıl Katılabilirsin?

Belirlediğim bir konu üzerinden hazırlanan ve duyurulan atölyelere bireysel olarak katılabilirsin.

Bunun yanında arkadaşlarınla, çalışma çevrenle veya oluşturduğun özel bir grupla, ihtiyaç duyduğunuz belirli bir konu üzerine size özel bir atölye planlanmasını da isteyebilirsiniz.

Özel grup çalışmalarında konu, grubun ortak ihtiyacına göre birlikte belirlenebilir ve atölyenin içeriği bu doğrultuda şekillendirilebilir.

Her atölyenin konusu farklı olabilir.

Ama çıkış noktamız aynıdır:

Kendimizi biraz daha yakından görmek, yaşadıklarımızın bize ne anlattığını fark etmek ve değiştirebileceğimiz alanlara yönelmek.

Çünkü bazen bir başkasının sorusu bizim cevabımızın kapısını aralar.

Birlikte düşünmek, kendimize başka bir yerden bakmanın başlangıcı olabilir.

exec-92c836d1-bf2c-4c06-b2b2-450cd66c3a7d.png

Anahtar Kimin Elinde?

Mutluluğunun, ilişkilerinin ve hayatının anahtarını ne zamandır başka yerlerde arıyorsun?

Belki eşinin değişmesini bekliyorsun.
Belki ailenden daha fazla anlaşılmayı…
Belki çocuklarının davranışlarının değişmesini…
Belki daha çok para kazanmayı, daha başarılı olmayı ya da hayatındaki şartların biraz daha kolaylaşmasını…

Ve bütün bunlar olduğunda daha huzurlu, daha mutlu, daha güvende olacağını düşünüyorsun.

Peki ya değişimin başlayabileceği ilk yer, düşündüğünden çok daha yakınsa?

Ya anahtar aslında senin elindeyse?

Sorumluluk almak, kendini suçlamak değildir.

Hayatımızda yaşadığımız her şey bizim seçimimiz değildir.

Geçmişimizi değiştiremeyiz. Başkalarının davranışlarını kontrol edemeyiz. Yaşadığımız her olayın önüne geçemeyiz.

Bu nedenle sorumluluk almak,
“Bütün bunların sebebi benim.” demek değildir.

Sorumluluk almak;

“Burada benim değiştirebileceğim ne var?”
diye sorabilmektir.

Kendi düşüncelerini, duygularını, sınırlarını, beklentilerini ve tekrar eden davranışlarını fark edebilmektir.

Neden hep benzer ilişkilerin içinde kaldığını…

Neden bazı sözlerin seni bu kadar incittiğini…

Neden “hayır” demekte zorlandığını…

Neden sevgiyi kaybetmemek için kendinden vazgeçebildiğini…

Para, başarı, bolluk, aile ya da ilişkiler konusunda taşıdığın düşüncelerin nereden geldiğini görebilmektir.

Çünkü insan kendisini tanımaya başladığında, değiştirebileceği alanı da görmeye başlar.

Hayat değiştiğinde değil, sen değiştiğinde hayatla kurduğun ilişki değişmeye başlar.

Çoğu zaman önce dışarıdaki koşulların düzelmesini bekleriz.

“O bunu yapmasa ben böyle hissetmem.”

“Şartlarım düzelse ben de değişirim.”

“Biraz daha param olsa rahatlarım.”

“Çocuğum şöyle olsa evimizde huzur olur.”

Oysa bütün hayatımızı başkalarının değişmesine bağladığımızda, farkında olmadan kendi anahtarımızı da onların eline bırakabiliriz.

Kendine dönmek ise o anahtarı yeniden eline almaktır.

Bu, herkesi değiştirebileceğin anlamına gelmez.

Tam tersine…

Neyi değiştiremeyeceğini kabul ederken, değiştirebileceğin yeri fark etmek demektir.

Kendi sınırlarını belirlemek.
İhtiyaçlarını fark etmek.
Kendinle daha sağlıklı bir ilişki kurmak.
Geçmişten bugüne taşıdığın düşünce ve inançları görmek.
Ve artık sana hizmet etmeyenleri değiştirebilmek için yeni seçimlere alan açmak…

İşte değişim burada başlar.

Değişen yalnızca sen olmayabilirsin.

İnsan kendisiyle kurduğu ilişkiyi değiştirdiğinde bunun izleri hayatının başka alanlarında da görülmeye başlayabilir.

Eşiyle kurduğu iletişimde…

Çocuklarına yaklaşımında…

Anne ve babasıyla ilişkisinde…

Arkadaşlıklarında…

Para ve başarıyla kurduğu bağda…

Kendi değerini ve hayattaki yerini algılayışında…

Çünkü biz değiştikçe hayata verdiğimiz cevaplar da değişir.

Bazen yıllardır aynı kapının önünde beklediğimizi, oysa anahtarın başından beri elimizde olduğunu ancak kendimize dönünce fark ederiz.

Mutluluk…
Aşk…
Bolluk ve bereket…
Huzurlu bir yuva…
Sağlıklı ilişkiler…
Kendisi olabilen mutlu çocuklar…

Bunların hiçbiri yalnızca tek bir insanın kontrolünde değildir.

Ama bütün bunları nasıl yaşadığın, ilişkilerinin içinde nasıl var olduğun ve kendi hayatında hangi seçimleri yaptığın

konusunda değiştirebileceğin bir alan vardır.

Ve o alan seninle başlar.

Başkalarının elindeki anahtarı aramak yerine kendi elindekini fark ettiğinde, belki de hayatına soracağın soru değişir:

“Neden bunlar benim başıma geliyor?” yerine,
“Ben burada neyi fark edebilir ve neyi değiştirebilirim?”

Çünkü bazen aradığın yeni hayat, dışarıda bulacağın yeni bir anahtarla değil;

elinde tuttuğun anahtarı fark etmenle başlar.

Anahtar senin elinde.

​

​

anahtar-kapali-kapi-v3.png
bottom of page